ANKARA – Başkent’te 12 Ocak tarihinde yaşanan ve Türkiye gündemine oturan şiddet olayında, yargı eliyle önemli bir makas değişikliği yaşandı. Polis memuru Y.Ç.’nin, eşi F.Ç.’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırı, başlangıçta "yaralama" olarak değerlendirilse de, Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi eylemin vahametini "öldürme kastı" kapsamında ele alarak görevsizlik kararı verdi.
Serbest Bırakılmıştı, "Yardım" Çığlığıyla Tutuklandı
Olayın hemen ardından gözaltına alınan ancak ilk ifadesinin ardından serbest bırakılan Y.Ç., mağdur F.Ç.’nin Şanlıurfa’da düzenlediği ve yüzündeki ağır darp izleriyle gerçekleştirdiği yardım çağrısı sonrası yeniden gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Kamuoyunda oluşan büyük tepki, davanın seyrini etkileyen en önemli unsurlardan biri oldu.
Sanık Y.Ç.’den "Telefon" Savunması
Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Y.Ç. ve taraf avukatları katıldı. Sanık Y.Ç., olay günü eşinin telefonunda başka bir erkekle yazışmalarını gördüğünü iddia ederek "haksız tahrik" indiriminden yararlanmaya yönelik bir savunma yaptı.
Sanık Y.Ç.’nin İfadesinden: "Kirli sepetinde bir telefon buldum. İçindeki mesajları görünce elim ayağım titredi. 1,5 aydır rahatsız olduğunu söylüyordu ama gerçekler başkaymış." Mağdur F.Ç. ise SEGBİS ile katıldığı duruşmada, eşinin saldırısının doğrudan hayatına kastettiğini ve planlı olduğunu yineledi.
Adalet Sosyal Medyada Değil, Vicdanda Başlar
ankarahaberleri.net hukuk masası olarak notumuz şudur: Bu davanın Asliye Ceza’dan Ağır Ceza’ya taşınması, Ankara yargısında "kadına şiddet" davalarına bakış açısının keskinleştiğini gösteriyor. Yüz bölgesine yönelik kesici aletle yapılan bir saldırının "yaralama" olarak kalması, suçun vahametini gölgeleyecekti. Mahkemenin verdiği bu karar, sanığın savunmasındaki "tahrik" unsurlarından ziyade, eylemin "öldürücü etkisine" odaklanıldığını kanıtlıyor. Mağdurun sesini duyurma cesareti, bugün Ankara’da adaletin terazisini daha adil bir noktaya taşımıştır.